27 Ekim 2010 Çarşamba

Yağmur, fırtına...

O KADAR ÇOK YAĞMUR YAĞIYOR Kİ, BİRAZDAN EV YIKILACAK DİYE HEYECANLA BEKLİYORUM 

EN ÜST KATTA OTURUYORUM VE BU SENE BURSA'YA YAĞAN YAĞMURUN HADDİ HESABI YOK TAM ANLAMIYLA...GEÇEN GÜN DAVLUMBAZIMIN DELİKLERİNDEN SULAR DAMLIYORDU, KONU HAKKINDA DAHA FAZLA YORUM YAPMAMA GEREK YOK SANIRIM :)

26 Ekim 2010 Salı

Zor ama...

Zormuş insanın hayatını tek başına oradan oraya taşıması, bir yere yerleştirmeye çalışması...

Lise hayatımı hatırlıyorum da; 17 yaşıma bastığımda ne kadar da büyümüş hissettiğimi ve bunun bana garip geldiğini...Komikmiş, çocuklar her zaman biraz komiktir...

Sonra tercihler yaptım herkes gibi, hiç bilmediğim kocaman bir şehre gittim, çoğunuz gibi...

O şehir çok şey aldı, çok şey verdi bana bir yandan...Bir şehrin size verdiklerindense aldıklarını görmek daha kolay oluyor sokaklarını paylaşırken...Bencillik de her zaman kolay olmuştur zaten!

O şehir benim gibi değildi, soğuktu, karanlıktı...İçim ısınmadı bir türlü...O beni sevdi mi bilmiyorum?! Ama sevmiş olmalı, sevgi olmadan yorulmaz insan, acımaz canı, büyümez...Ben büyümüşüm o şehirde, şimdi anlıyorum!

O şehirde umutlandım, o şehirde umutsuzluğa düştüm yine! Hayal kurmayı da orada öğrendim, hayallerimden vazgeçmeyi de...Çok ağladım evet...Ama çok da gülmüşüm, şimdi hatırlıyorum!

Hayatımın 3te birinin geçtiği şehirden, 3 sene bütün umutlarımı ve umutsuzluklarımı duvarlarında biriktirdiğim evden bir günde taşıdım bütün fazlalıkları...Sadece duvarlar ve ben kalmıştık..Sonra baktım duvarlara uzun uzun, temizledim oradan tüm anılarımı, ama küçük çantama sığdıramadım, çöplerle birlikte attım çoğunu hiç acımadan! Ben mi? Ben de fazlalıktım, kendimi de attım dışarıya sonra...

'Ne kadar da büyüdüm' diyecek kadar minik olduğum zamandan sonra hiç birşey paylaşmadığım şehre geri döndüm...Tanımıyordum, bilmiyordum...Rahat etmem için herşey hazırdı belki, ama ben sokakta kalmıştım...Benim için hazırlanan hiçbirşeyi istemiyordum, kendimi nereye koyacağımı bilemiyordum...Sonra buldum bir köşe ve yerleştirdim kendimi oraya...

Şimdi şu televizyonun üzerinde duran biblo gibi hissediyorum kendimi...O içimin ısınamadığı şehirde de aynı televizyonun üzerinde, hem de aynı yerdeydi...Hala aynı şekilde duruyor uzaktan bakınca! Ama baktığı duvarlar aynı duvarlar değil, içlerinde aynı anılar, aynı umutlar, umutsuzluklar yok...Yakından bakınca aynı da görünmüyor zaten gözüme!

Eşyaları yerleştirdim teker teker...Yerlerini değiştirdim, en güzelini bulana kadar...En güzeli olmadı ama...Aynı koltukta aynı şekilde oturamıyorum sanki...Kendimi yerleştiremedim ben bu şehre! Dahası bu hayata yerleştiremiyorum kendimi...Biblo kadar şanslı değilim, onun üzerine konacağı televizyon belli, belki o yüzden daha güvende hissederdi hisleri olsaydı!

Evet bir işim var, şikayet etmek istemiyorum hayatımdan! Ama oturmuyor üzerime, emanet gibi duruyor sanki...Nereye konulacağına karar verilemeyen, ama çöpe de atılamayan bir vazo gibiyim sanki...Elim ayağım dolanıyor, ne köşeye gitsem yine olmuyor, rahatsız! Başka bir şehir olsa diyorum...Acaba olur mu? Ama hiç heyecan vermiyor bir iki seçenekten başkası...

Bir şehri arkada bırakmak, bir evi eşyalarından ayırıp başkasına teslim etmek, bir sevgiliden ayrılmak sadece bir anını alıyor insanın! Ama hayat aslında o 'bir an' lardan oluşuyor işte...Şimdi bilmiyorum nasıl olsa da yeni 'an' lar yaşasam...Öyle olmadığını kabullenmek için her dakika çabalıyorum ama bomboş geliyor herşey...

Zormuş insanın küçücük hayatına uygun bir lego boşluğu bulması...Ama denemeli, sağa sola çevirmeli, uygun yeri bulana kadar denemeli...Deniyorum...Devam...

3 Ekim 2010 Pazar

pazar...

Google amcanın 'kendine en uygun kadın/erkek arkadaşı bul!' reklamını neden bana ve bu siteye uygun gördüğünü anlayamadığımı belirtmek istiyorum...


Bu güzel pazar gününe sabahın köründe sokaklar boşken, işe giderek başladım..Evet gerçekten zor bir durum tavsiye etmem :) Sonra da geldim evde oturuyorum kös kös...

Alın bakalım size bir pazar şarkısı o zaman....Benim gibi tek başına pazar günü geçirenler için biraz enerji verebilir...Tatlı pazarlar...


John Legend & The Roots - Hard Times
Yükleyen Mplay. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.

28 Eylül 2010 Salı

uzun zaman olur bazen....



Çok uzun zaman olmuş...Her seferinde bunu yazıyorum değil mi?..

Belki de sadece yazmayalı uzun zaman olmamıştır...

Uçlardayım gibi geliyor bazen...Tam uçta duruyorum, topuklarım değiyor sadece toprağa, dengesizim...Sallanıyorum, sonra toparlanıyorum arada, hiç düşmem herhalde diyerek durmaya devam ediyorum...Sonra tekrar sallanıyorum bir önee, bir arkaya...Sonra tekrar, tekrar...

Uçta mıyım? Yoksa uç sandığım dip mi? Neresi başı neresi sonu çıkartamıyorum işte...

Geceler dinlendirmiyor, gündüzler büyütmüyor, yaşlanıyorum gitgide...Sadece kendime değil, herkese farkettire farkettire...Günahlarımla, bencilliklerimle, ikiyüzlülüğümle çizgiler çiziyorum yüzüme eciş bücüş...Bari sanatsal bir yanı olsaydı çizdiklerimin diyorum...Sonra gülümsüyorum çizgilerim batıyor yüzüme, bedenime...

Şimdi gidiyorum...Belki de tekrar 'uzun zaman olmuş' diyene kadar...

31 Ağustos 2010 Salı

ey yalnız kişi!



Ey kardesim, yalnizliga mi çekilmek istersin?

kendi yolunu kendin mi aramak istersin? biraz dur ve dinle beni..


kendine kötünü ya da iyini verebilir misin ve asabilir misin istemini basinin üstüne bir yasa gibi?

olabilir misin kendi kendinin yargici ve intikamcisi kendi yasanin?

bugün bile birçok seyde istirap çekiyorsun ey sen tek kisi: bugün hala cesaretin ve umutlarin tam.

fakat bir gün yoracak seni yalnizlik, bir gün bükülecek gururun ve yerinden oynayacak cesaretin. haykiracaksin bir gün “ben yalnizim” diye.

bir gün göremeyeceksin artik yükseldigini ve çok yakininda olacaksin alçaldiginin; kendi yücen bile korkutacak seni bir hayalet gibi. bagracaksin bir gün “her sey yanlis!” diye.

duygular vardir yalnizlari öldürmek isteyen; basaramazlarsa öldürmeyi, o zaman kendileri ölmek zorunda kalirlar. fakat yeter mi gücün senin katil olmaya?

koru kendini iyilerden ve adillerden! onlar hoslanirlar kendi erdemini yaratanlari çarmiha germekten –nefret ederler yalnizlardan…

koru kendini sevginin nöbetlerinden! çok çabuk uzatir elini yalniz kisi, karsilastigi her insana…

fakat karsilasabilecegin en büyük düsman kendin olacaksin yalnizca; bizzat kendin bekleyeceksin magaralarda ve ormanlarda pusuda.

ey yalniz kisi! kendine giden yolu yürürsün! kendinden ve yedi seytanin önünden geçer yolun!

ey yalniz kisi, yaraticinin yolunda yürürsün: bir tanri yaratmak istersin kendine yedi seytandan.

ey yalniz kisi, sevenin yolunda yürürsün: kendini seversin sen, bu nedenle küçümsersin kendini, sevenlerin küçümsedigi gibi.

yaratmak ister seven kisi, çünkü küçümser! sevdigi seyi küçümsemek zorunda kalmamis bir kisi, ne anlar ki sevgiden!

sevginle gidesin yalnizligina ve yaratmanla kardesim; çok sonra topallar adalet, senin ardindan.

gözyaslarinla gidesin yalnizligina kardesim. ben kendisinden ötesini yaratmak isteyeni ve öyle yok olani severim…

10 Ağustos 2010 Salı

yine kaçağımm :)

Eveeet işte bir kaçak kayıt daha :) Yine işteyim, sanki hep işteyim ben...

İnsan üstü mesai saatlerinde çalıştığım için gerçekten de hep işteyim :)

Neler oldu bakalım..Hiçbir şey olmadı aslında hep aynı...Aynı laf anlamaz insanlarla uğraşıyorum..Birileri birşeyi yapamayınca 'Tamam bununla bundan sonra Özlem ilgilensin' kararlarıyla, alakalı alakasız her konuda sorumluluk alıyorum..Eee sorumlu müdürüm normaldir diyorum...Öyledir herhalde :)

Onun dışında sigarayı bırakıyorum umarım bırakıyorumdur...Zor oluyor ama istiyorum...

Başka da birşey yok...Hala internetim yok, alt komşumun izinden dönmesini bekliyorum...

Tekrar görüşmek üzere...Mesaiye devaaam!!

30 Temmuz 2010 Cuma

kaçak kayıt....

Eveeet şimdi hızlı hızlı yazacağım çünkü hala işteyim :)

Başlıyorum demiştim sonra da birşey dememişim farkındayım..

Neler oldu ozamandan beri??

İşe başladığımdan beri her yere burnumu sokuyorum, herşeyi öğrenmeye çalışıyorum...Uslanmaz çocuklar gibiyim gerçekten :)

Ama tekstil boyaması ile ilgili oldukça şey öğrendim diyebilirim...

Bakalım daha da öğreneceğim..Tabi bu zamana kadar kollarımın heryerini yaktım, bir kez de SÜLFİRİK ASİT çektim ağzıma...Evet evet sülfirik asit :) Ama hala yaşıyorum bir haftalık ağız hissizliği sonrasında...

Başkaa...Ev tuttum bir de Bursa'da..120 metrekare ev tuttum kendi başıma koşturuyorum evin içinde :))

Yani herşey yolunda diyebilirim. Zaten hafta arası 8.30-19.00 arası, cumartesi de 8.30-15.00 arası çalışıyorum eve gidince bayılıyorum haliyle :)

Eve hala internet bağlatamadım o nedenle sizlere haber edemiyorum sevgili takipçilerim...En kötüsü de sizleri takip edemiyorum...Ama az kaldı bağlatacağım neti...

Şimdi müdür beni yakalamadan kesiyorum yazımı burada...İş yerinde fırsat buldukça yazacağım...Kendinize iyi bakın ahali ;)

 
template by suckmylolly.com flower brushes by gvalkyrie.deviantart.com