Geçen hafta yeni bir nefes girdi hayatımıza...Küçük, miniminnacık bir kız...İkinciye teyze oldum, herkes daha çok 'darısı başına' demeye başladı...Ben de 'öyle öyle siz de haklısınız' diye cevap verip geçiyorum...
Küçük minicik gözlerini açtı İlayda bebek, hep sıcak bir koyun istiyor, güven istiyor...Kimbillir ne kadar güvenli ve huzurlu bir yerdeydi aylardır...Ağlıyor hiç susmadan, nedir derdi bukadar diyorum..Sonra düşünüyorum da kim bu karmaşaya balıklama dalıp da ağlamaz ki...
İş başvuruları ve görüşmelerine başladım buarada bakalım neler olacak...
Hayat sürekli ilerliyor gerçekten...Yeni şeyler öğreniyoruz, yeni sorumluluklar alıyoruz, hiç durmadan da nefes alıyoruz...
Birisinin dediği gibi 'yaşamakla iyi iş çıkartıyoruz'...Gerçekten de öyle!
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2010 Perşembe
hayat...nefes...
Gönderen peri.susamurum zaman: Perşembe, Nisan 15, 2010 6 yorum
Etiketler: hayat, ilayda, iş görüşmeleri, nefes
18 Şubat 2010 Perşembe
üzerimize rengarenk hamurlar ekleyerek büyütüyor hayat...
Hayat garip gerçekten...Arsız biraz...
Oyun hamuruyla oynar gibi şekilden şekle sokuyor insanı...
Çocukluğumdan beri hep fazla iyi niyetli, herkesi sevmek, iyilik yapmak için can atan bir sevgi pötürcüğü oldum :)
Ama bu zorluklar insanın kendi içinden gelmedikçe aynı iyi niyet ve saflıkla atlatılabiliyor...
Sonra büyük umutlar ve cesaretle tercihler yapıyoruz...
Ben de bundan seneler önce tercihler yaptım...
Bu tercihleri yaptığımda çok da güçlü değilmişim, o zaman öyle olduğumu zannetsem de...
Uzun zaman hayal kırıklıklarına isyan etmek, gözyaşı dökmek ve yorulmakla geçti...
Ama sonra kendi tercihlerimin ve düşüp kalkmalarımın getirdikleri ve götürdüklerini kabul edebilmeyi, dahası sevebilmeyi öğrendim...Ehh biraz daha büyümüştüm...
Ama hep çocuk olmayı sevdi bir yanım...
Hayatı çok fazla düşünmeden, planlamadan, getirip götürdüklerine pek takılmadan yaşamaya başladım...
Kırık umutlara ve yorgunluğa perde çekmekti belki amacım...
Sonra birkaç gün önce; yıllardır bitmesini beklediğim bir dönemin sona ermesine ve emeklerimin karşılığını bir şekilde almama sadece iki hafta kaldığını öğrendim...
Ne kadar mutluluk verici OLMALI değil mi?
Evet sevinmeliydim, ama boğazıma düğümlendi birşeyler, nefes alamadım...
Okadar isyan etmiştim, o kadar emek vermiştim...Bitmemesine kızmıştım...Bitiyordu işte...
Ama o kadar alışmıştım ki hayatımın bu dönemine; daha fazla yıpranmamak için onu okadar benimsemiştim ki...
Bitmesi için sadece 2 hafta olması çok korkutucu geldi...
Sonra anladım ki: herşey başlıyor ve bitiyor...her biten şeyin ardından yeni, yepyeni birşey başlıyor...
Orta yolu bulmalı insan...
Herşeyin değerini bilmeli, tadını çıkartarak yaşayabilmeli...
Herşeyi sevmeyi ama hiçbir şeye alışmamayı öğrenmeli!
12 Ocak 2010 Salı
ses ötesi...
SES ÖTESİ...
Son günlerde çok uğraşıyorum bu kelimeyle...
Sesin ötesi..
'Fiziksel'ini çoktan geçtim...
Herşeyin 'kimyasal'ında geziniyorum...
Bazen o kadar duyamıyoruz ki bazı sesleri...
Bazen de sesin ötesi geliyor
Kulaktan önce ruha...
Bütün gün bir ses duymak için bekliyorsunuz...
Büyülü bir ses...
Huzur verici...
Neşe verici...
Sesin ötesinde bir ses...
Bir anda heyecan, mutluluk ve güzellik getiriyor hayatınıza...
Ötelerden bir yerlerden!!
Gönderen peri.susamurum zaman: Salı, Ocak 12, 2010 1 yorum
7 Aralık 2009 Pazartesi
akreple yelkovanın umrunda mı?
Zaman garip şey...
Özlem duyarken birşeylere, hemen geçsin istiyoruz...
Yetişmeye çalışırken hayata, yetmiyor hiçbirimize...
Akrep..Yelkovan...
Biz arada sıkışıp kalırken, hep aynı miskinlikle ilerliyorlar aslında...
Bilincimizin saçmalamalarına nasıl da şaşırıp, gülüyorlardır kimbilir...
Sıkışıp kaldıkları çerçeveler içinden...
Zamandan bile memnun olmayı beceremezken...
Hayatın tadını nasıl çıkartabiliriz ki?
Saate bakıyoruz...
Hayatımıza sınırlar koyuyoruz...
Saate bakıyoruz...
Sınırsız olsun istiyoruz...
Sanırım...
İstediğimiz ve yaşadığımız zamanlar akrep ve yelkovandan çok daha seyrek kesişiyor...
Gönderen peri.susamurum zaman: Pazartesi, Aralık 07, 2009 0 yorum
Etiketler: akreple yelkovan, hayat, memnuniyetsizlik, zaman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



