30 Mayıs 2010 Pazar

Başlıyorum...

Evet yeni bir başlangıç yapıyorum bakalım çoğu şeyde bitiş yaşadığım hayatımda...
Bitişler..
Başlangıçlar...
Belki de hepsi aynıdır kimbilir!?
Yarın işe başlıyorum uzuun öğrencilik hayatımdan sonra...
Bir yerden başlamak gerek dedim,başlıyorum...
Bitene kadar...

14 Mayıs 2010 Cuma

ister iste, ister isteme...

Neler istiyorum sanırım tekrar gözden geçirme zamanı geldi...

...Öncelikle 8 yıldır deli gibi okumama karşılık gerçekten birşeyler becerebildiğimi ve nefes alıp nefes verebildiğimi biraz da olsa hissettirecek bir işim olsun istiyorum...

...İş konusunda seçim yapabilmek istiyorum! (ama olmuyor,hiçbirşey yapmadan durmanın verdiği yorgunluktansa 'her işi yaparım' durumuna gelmek onur kırıcı sanki)...

...Ayağımda sandaletler, üzerimde eski püskü ama çok rahat bir elbiseyle yola çıkıp, şehirlerin ara sokaklarında hiç durmadan yürümek istiyorum...

...Yürürken sokak kedilerini seveyim, bana sırnaşsınlar, mırlasınlar, sonra bırakınca peşimden gelsinler istiyorum...

...Sokak arasında daldığım bi yokuşun sonu aşağısı deniz olan bir uçuruma çıksın, tam kenarında parmak uçlarımda durup dalga seslerini dinleyeyim istiyorum...

...Kendime incik boncuk deriler vb alayım makrome yapayım istiyorum...

...Babamın 35 yıl önceki İspanyol gitarını tamir ettirip gitar çalmayı onunla öğrenmek istiyorum...

...Artık birşeyler çalışmaya yeltendiğimde midem bulanmasın istiyorum...

...Ebeveynler de ara sıra olgun ve sakin olabilsinler istiyorum...

...Nerede yaşamak istediğime karar verecek lüksüm olsun istiyorum...

...İnsanlar arayıp sorarken, önemserken, bir anda önemsememeye başladığında nasıl olabildiğini anlayabilmek istiyorum...

Birkez daha göz atmış oldum işte sadece küçük bir kısmına...Bu liste böylee gider...İstemek güzel şey, sonra istemekten sıkılmak ve susmak, durmak, dururken yorulmak...Aman işte öyle bir hallerdeyim..Kalın sağlıcakla!

Yorumsuz...



Bir süredir blog u açıyorum, birşeyler yazayım diyorum, sonra ekrana bakıp bakıp kapatıyorum. Belki söyleyecek çok şey var, belki de aslında hiçbirşey yok. Bilemiyorum.

Az önce kaktüsümün dikenlerini severken buldum kendimi...Hala iyiyim, sorun yok...

Kendimi çözmeye çalışıyorum, sonra bunun için uğraşasım da gelmiyor...İçim bir sürü şey söylüyor sanırım, ama dinleyecek halim de yok açıkçası...Öylece susuyorum, olduğum yerde duruyorum...

İş durumlarına gelirsek, olma ihtimali çok yüksek olan bir iş olmadı, gayet de ruhumu okşadı olmadığı haberini almak...Sevgili işverenim olmadığını haber verirken bütün yeteneklerimi ve kendimle ilgili bildiklerimi, düşündüklerimi yerden yere vurdu bir güzel...

Neyse işte...Kendimi hiçbir işe yaramıyor gibi hissediyorum ara ara...Sonra 'yok canım,okadar da değil' diyorum, kendimi mi kandırıyorum?Bilmiyorum...

Yazdıklarıma bakılırsa gerçekten boşluktayım galiba...'Yorumsuz' kalıyorum hayata bu aralar!

29 Nisan 2010 Perşembe

iş görüşmeleri, karmaşıklıklar...Puff

Hayat çok garip birşey gerçekten...Bir an geliyor herşey ters gidiyor, hiç düzelmezmiş gibi geliyor...Sonra düzeliyor ama çok düzgünken bile karmaşık, yorucu...Neyse işte bu günlerde fazla sıkıntıdayım cidden. İş arama, görüşme durumları gerçekten çok zormuş. İşler ciddiye binince, hele bir de birkaç yerden olumlu olma durumu olunca seçimler gerçekten çok büyük yük oluyormuş insanın omzuna.

Burada bir fabrikayla görüştüm. Sağolsunlar ilk görüşmem üç buçuk saat sürdü..Gayet güzel bir özgeçmiş formu ile başlayan görüşme, ardından gelen 5 adet kişilik testi ile nereye gittiği bilinmez bir hal almaya başladı. Kişilik testlerini de oldum olası sevmemişimdir. Soruya bak: Genelde ........ bir yapım vardır. a)girişken b)sabırlı c)hırslı d)asabi

Ne diyeyim şimdi ben buna...Bundan daha beterleri de var tabii.İşte böyle yaklaşık 300 soru cevapladıktan sonra içeri bir kadın girdi elinde pembe kodlama kağıtlarıyla...Dı dı dı dııım...Yetenek sınavııı! Evet matematik ve zeka sorularıyla bezeli bir yetenek sınavıı...

O da bitti...Ama arkasından kişilik envanteri çıkarttılar..O da mı bitti...Aaa hadi bi de üstüne yarım saat mülakat...Bunların hepsini atlattım ya; 2 gün geçti bu sefer de bi dil kursuna yolladılar seviye belirleme sınavı için...Artık sınavda tansiyonum düştü, yapamadım  bişey valla. Orta halli çıkarttırabildim ancak ingilizceyi. 2 gündür de ses yok, bakalım ne diyecekler. Başka yerler de var, artıları eksileri hepsi düşünülünce geceleri uyunmuyor işte iki haftadır...

Çok bilinçsizim, çok karmaşığım, çok dağılmış durumlardayım anlayacağınız...Şans dileyin bana nolur...

15 Nisan 2010 Perşembe

hayat...nefes...

Geçen hafta yeni bir nefes girdi hayatımıza...Küçük, miniminnacık bir kız...İkinciye teyze oldum, herkes daha çok 'darısı başına' demeye başladı...Ben de 'öyle öyle siz de haklısınız' diye cevap verip geçiyorum...

Küçük minicik gözlerini açtı İlayda bebek, hep sıcak bir koyun istiyor, güven istiyor...Kimbillir ne kadar güvenli ve huzurlu bir yerdeydi aylardır...Ağlıyor hiç susmadan, nedir derdi bukadar diyorum..Sonra düşünüyorum da kim bu karmaşaya balıklama dalıp da ağlamaz ki...

İş başvuruları ve görüşmelerine başladım buarada bakalım neler olacak...
Hayat sürekli ilerliyor gerçekten...Yeni şeyler öğreniyoruz, yeni sorumluluklar alıyoruz, hiç durmadan da nefes alıyoruz...

Birisinin dediği gibi 'yaşamakla iyi iş çıkartıyoruz'...Gerçekten de öyle!

11 Nisan 2010 Pazar

Bahçıvan olmak...


Her insan yaşamda iki yoldan birini seçebilir: inşa etmek yada toprağı ekmek.

İnşa etmeyi seçenlerin işi yıllarca sürebilir, ama günün birinde yaptıkları inşaat biter. O zaman kendilerini kendi ördükleri duvarların içine hapsettiklerini görürler. İnşaat durunca yaşam anlamını yitirir.

Diğerleri ise toprağı ekerler. Fırtınalara, mevsimlerin getirdiği bütün çetin koşullara göğüs gererler ve hemen hemen hiç dinlenmezler. Ama yapının tersine, bahçenin gelişip büyümesi hiç bitmez. Bahçe, bahçıvanın sürekli ilgisini, dikkatini, bakımını gerektirirken bir yandan da yaşamını büyük bir serüvene dönüştürür.

Bahçıvanlar her zaman birbirlerini tanırlar; çünkü her bitkinin tarihçesinde bütün Dünya'nın gelişiminin yattığını bilirler.

P. Coelho

5 Nisan 2010 Pazartesi

Dengesizim, tatsızım, hastayım, sanırım....

Ne kadar dengesiz bir kadın olduğumu, her geçen gün daha da açık farkediyorum artık...Herşeyden zevk alan ben; birkaç gündür neredeyse nefes alamıyorum...Sanırım fiziksel olarak pek iyi olmadığım bir dönemdeyim ve psikolojimi de altüst ediyor bu durum. Artık hiç ama hiç geçmeyen baş ağrılarım hayatımı altüst ediyor...Daha bir sürü sağlık sorunu ve çözüm bulmak için kendine zaman ayırması gereken ama bunu düşününce bile kendi kendine gülen bir ben varım kendimle...Kendime başarılar diliyorum ve ne gerekiyorsa onu yapmaya devam ediyorum...Haydi kalın sağlıcakla...

 
template by suckmylolly.com flower brushes by gvalkyrie.deviantart.com