3 Kasım 2009 Salı

Ankara...

Bu aralar sadece alıntılar paylaşıyorum burada farkındayım...Aslında kurcalasam biraz, neler yazacak parmaklarım buraya ama...Kurcalayasım yok işte...Bir alıntı daha size; Ankara...




Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
Asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış gri sisli binalar...
Alnının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti.
Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
Bu zulüm bu sevda bitmezmiş
Sevmek bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(Biz bir şeyi delicesine severiz ama Tanrım neyi?)

Kahve önü çatlak mozaik
Bel kemiğine tehdit
Kürsüler üstünde çok sigara içen öğrenciler...
Bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken
Hep onu sevmeyenleri severek
Hep onu sevenin gözlerinden
Kalabalıklara kaçarak
Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
Bir İzmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği!)
Soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan
Dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan,
Fırat'ın büyük elleri
Ararat'ın kız yelleri
Cilo'nun derin nefesleri
Hülasa kente hukuk mukuk okumaya,
Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
Anadolu çocukları...

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar
Belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz dınmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu kızlara yeterince ilginç gelmemiştir.

Hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
Hüzünlü gelmez insana Ankara'da
Yoksa bugün bir hayat
Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu film hiçbir zaman
O kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacun da
O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
Tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedin sonra
Bizzat Urfa'da hatta
Ama hiç birinde
O kadar aç oturmadım sofraya

Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar
Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
Bilinmez bir dilin ıslığından
Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
Öyle deme...
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden Ankara'yı bu kadar sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak..
Yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama
Biz her duvara
Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
Kül ve betondan mürekkep
Yaşadıkça yaşanılası gelen
O tuhaf bozkır kokusunda.

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar...
Bir günden bir sürü gün yapan
Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
Rakıyı bol sulu içen
Dokunmasın için değil,
Çabuk bitmesin diye devletimin tekel rakısı,
Hep kağıtlara bakarak,
Hep kağıtlardan bakarak
Hem Neşet Ertaş'ı, hem Bülen Ersoy'u
Aynı anda sevmeyi başararak,
Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
Çok beğenmeyerek ama
Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
Hep bir şeylere, birilerine küsmüş gibi
Yürüyen memurlar...

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Biz şimdi kapalı bir kuru yemişçi dükkanının
- ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip yanı sıra bafra içmektir-
Kötü ışıklandırılmış vitrininden
Umutsuzca içeri bakan,
Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
'Merhaba' dan çok 'çıkar ulan kimliğini' denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
Doğduğu yer yüzünden
Doğuştan kavgacı zannedilen ama
Pek çoğu kavgadan nefret eden
Kavgacı, esmer, cesur, korkak,
Çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
Ha sonra belki Ahmet Arif'in aklına
Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiç kimse bir daha Ankara'yı onun kadar sevemeyecek-
bir şiir işlenir:
Kar altındadır varoşlar
Hasretim, nazlıdır Ankara...
Ustam yine sen bilirsin ama
Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
İşte o, en netametli aydır bence.

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
Asfaltlar ışıldar...
Yalanlar...
Şimdi ve sonra ne zaman Ankara'ya kar yağsa
Elim, gönlüm, çocukluğum buz tutar...

Yılmaz Erdoğan

8 yorum:

Fatih dedi ki...

Ankara denince aklıma hemen yaşadığım aşklar geliyor. Ankara'nın yeri bende ayrıdır. Gerçi çok güzel anılarım yok ama Ankara'yı severim. Yalnız nedendir bilinmez Ankara'da kendimi hiç bir zaman hür hissetmedim. Resmi bir havası var diyorlar ya gerçekten de öle..

peri.susamurum dedi ki...

Ankara'da ben de çok şey yaşadım Fatihçim, hatta memleketimden çok daha fazlasını...O nedenle aslında benim için de yeri farklı..Biraz fazla derinlerde, yüzeylere çıkamayan bir önem sanırım...Şehri seven bile tutkuyla sevemiyor sanırım hep gizli gizli sevilmeli bu yavaş, durgun, çılgınlıklara yer vermeyen asık suratlı şehir..

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Ankara'da büyüdüm ben..her ne kadar deniz olan kentlerden gelenler sevmeselerde Ankara bir başkadır.(bay başkanın 15 yıldır içine etmiş olmasına rağmen)

gerçekten Ankara'ya kar bir başka yakışır :)

sevgiyle...

mustafa tr dedi ki...

Bir güzel şiirler vardır, bir estetik şiirler vardır mesela bir şey anlatmaz ama şarkı söyler gibi okursunuz "bir günün sonunda arzu" şiiri böyledir, bir de büyük şiirler vardır. Ankara da bence büyük şiirlerden biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan 80'lere kadar getiriyor sanki. 80'ler somut değil soyut ama şiirden anlayabiliyoruz. 80 sonrası liberal Türkiye'ye ait bir öğe yok.

Şiir hepimizin gördüğü ama belki dikkat etmediği şeylere değiniyor. Mesela doğulu bir gencin İzmir'li güzele aşkı var. Sonra orta direk bir memur, ucuz lahmacun yiyen fakir öğrenciler hatta olaylara karışan öğrenciler Vizontele'de de işlendiği gibi vatanı kurtarmayı amaçlayan saf Anadolu gençleri olarak lanse ediliyor. Kısmen katılıyorum

Bu şiir bana Kocaeli'yi de hatırlatıyor. Öğrenciliğimde çok okur ve dinlerdim. Komünist bir arkadaşım da İzmir'li bir güzele aşık olmuş, kavuşmuş, kısa süre sonra ayrılmış, toplumcu gerçekçi yalnızlıklara karışmıştı. O pek bilmezdi ama ben bu şiiri dinler onun acısını paylaşırdım.

Bir de 80 öncesinin şiirinden öğeler var. Edip Cansever'in "Gülemiyorsun ya, gülmek / Bir halk gülüyorsa gülmektir" dizelerine "sevmek bir halkı sevmekse aşk ozaman sevmekmiş" şeklinde nazire yapılmış. Sonra Ahmet Arif'in "Karanfil Sokağı" da geçiyor şiirde.

Ama şiirin Türkiye'ye kattığı en güzel dize "Hep kardeş olacak değiliz ya yaşasın halkların sevgiliği" ifadesidir sanırım.

peri.susamurum dedi ki...

Mustafa ne güzel analiz etmişsin şiiri gerçekten katkın için teşekkürler canım!

mustafa tr dedi ki...

Rica ederim Peri. İşte bu benim, yapacak bir şey yok, ben böyleyim :D

NoNeLeSS dedi ki...

Nasıl özledim Ankara'yı...
Bilemezsin!Herkese "sıkıcı" gelen o havasını,insanların kimseye aldırmadan caddelerde yürümesini nasıl özledim...Az kaldı...Sorun çıkmazsa geleceğim...

peri.susamurum dedi ki...

Noneless,

Gel canım bekliyorum :)

 
template by suckmylolly.com flower brushes by gvalkyrie.deviantart.com